Ahlakın Dışındakiler: Psikopati nedir, ne değildir?

Beste Nâsır

Koç Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan ‘Ahlakın Dışındakiler: Psikopati ve Ahlaki Yetilerden Yoksunluk’ kitabı, bu aralar okuduğum ve değerlendirmek istediğim kitaplardan biri. Kitap, okura psikopatinin ve sosyopatinin neliği ışığında bazı insanların -aslında psikopatların ve sosyopatların- “ahlak” dediğimiz kurallar bütününden -hangi türden kurallar bütünleriyse bunlar- neden yoksun olduklarını, yoksun olmalarının temelinde hangi bozuklukların ve/veya eksikliklerin olabileceğini felsefenin ve psikolojinin yardımlarıyla sorgulatıyor.

‘Ahlakın Dışındakiler’, hepsi kendi alanlarında uzman birkaç yazarın disiplinlerarası bir yaklaşımla psikopatlarla ve sosyopatlarla ilgili olarak “ahlaki suç”un gerekçelendirilmesini ve tehlikeli görülen insanlara karşı toplumun ve adaletin nasıl karşılıklar verebileceğini de bulmaya çalıştıkları kavramsal bir çerçeve sunuyor.

SUÇ, PSİKOPATİ VE TOPLUM

Kitabı derleyen Thomas Schramme, kitabı üç kısım olarak hazırlarken “Giriş” bölümünde aslında psikopatinin empati yoksunluğuyla ilişkilendirilebileceğini çok fazla düşünürün vurguladığının ve yine psikopatinin ahlak duygusunun eksikliğinin beraberinde yaşanan bir durum olduğunun altını çiziyor. Schramme, psikopatların genellikle toplumun çıkarlarına uygun davranmayan insanlar olarak görüldüğünü vurgularken, onların irade denetimi ve önceden rasyonel planlama gibi becerilerden yoksun olduklarından da söz ediyor.

Psikopatiyi tartışırken, elbette, farklı birçok tanım ve görüş karşımıza çıkıyor. Cleckley de yukarıda değindiğimiz Schramme’nin tersine, suça eğilimli olmayan psikopatların da olabileceğini yaptığı araştırmayla ortaya koyuyor ve bu araştırmasıyla manipülatif, kayıtsız ama toplumsal olarak tehlikeli olmayan insanları psikopat olarak değerlendirebilmenin de yaygın olduğunu belirtiyor.

Nitekim psikopatlar Roskies’e göre, nelerin ahlaklı olup olmadığını biliyormuş ama onları yapabilecek güçten ya da kapasiteden yoksunmuş gibi görünür. Hatta Smith’e göre, yine psikopatlar, herhangi bir şeyin yapılmasının ve/veya yapılmamasının ahlaki olarak zorunlu olmasının ne anlama geldiğine ilişkin bir anlayıştan yoksun bile olabilirler. Dolayısıyla, daha açık bir deyişle, psikopatinin aslında temel ahlaki kuralları çiğnemenin yanlış olduğunu anladıktan sonra bunu dikkate alıp almama sorunu olduğunu da söyleyebiliriz.

Ahlakın Dışındakiler: Psikopati Ve Ahlaki Yetilerden Yoksunluk, Derleyen: Thomas Schramme, Çevirmen: Ebru Kılıç, 352 syf., Koç Üniversitesi Yayınları, 2018

EMPATİ

Bir insan bir başkasının neler düşündüğünü ve/veya neler ya da nasıl hissettiğini nereden ya da nasıl bilebilir? Bir insanın bir başkasının acısına duyarlılık ve şefkatle karşılık verebilmesini sağlayan şey nedir?

Dünyayı başka insanların gözleriyle de görebilme yeteneğimiz, yani dünyaya diğerinin bakış açısıyla da bakabilme olanağımız, kapasitemiz ya da potansiyelimiz olarak da düşünebileceğimiz empati ve empatinin beraberinde getirdiği empatik kaygı, sosyopatlar ve psikopatlar söz konusu olduğunda açığa çıkarken problem gösterir çünkü onlar, başkalarına empatik kaygı gösterme konusunda oldukça kusurlulardır. Empati ve dolayısıyla empatik kaygı eksikliği de, hem psikopatların hem de sosyopatların, herhangi bir ölçüde duygusal derinliği olan merkezi önemde insani deneyimler yaşayabilme yetisinden yoksun olmaları demektir.

İşte, zaten tam da burada, sosyopati, sıklıkla, empatiden yoksun, başkalarının neşesini ya da acısını, hayal gücüne dayanarak anlayabilmekte yaşanan bir problem hali olarak karşımıza çıkar. Başka bir deyişle, bir sosyopat, kendisinin başkalarına verdiği acı ya da zarar karşısında çok az kaygı hisseder veya hiç kaygı hissetmez çünkü o, vicdandan, suçluluk duygusundan ve/veya pişmanlık duygusundan yoksundur. Dahası, bu insanların tipik özellikleri arasında aldatıcı olmak, başkalarını rahatlıkla manipüle etmek ve benmerkezci olmak vardır.

Sosyopatlar, “başka biri olmanın ne anlama geldiği” fikrini anlayabilmekte veya kavrayabilmekte de, sıklıkla, zorlanırlar. Bu da onları, aynı zamanda, “vicdan yoksunluğu”yla da karşı karşıya bırakır. Yeri gelmişken, değerli hocam İoanna Kuçuradi’nin de belirttiği gibi, vicdan -çok kısaca ve kestirmeden söylemek istersek eğer-, hepimizi gözetleyen, her birimizin hem içini hem de dışını bir yandan bilirken bir yandan da gören bir mekanizma gibidir.

UMURSAYABİLME, İÇERLEYEBİLME VE/VEYA UMURSAMAMA, İÇERLEMEME

Sosyopatlar ve psikopatlar, aynı zamanda, umursama ve içerlemeyle ilgili de kusurları olan insanlardır. Bu da, onların kişilerarası ilişkilerinin dinamiklerinde problemler yaşamalarına neden olur.

İçerleme, Darwall’a göre, mağdurun bakış açısıyla hissedilen haksızlığa verilmiş bir cevaptır. Dolayısıyla kişi, bir başkasına karşı içerleme hissettiğinde, onun kendisine karşı adaletsiz davrandığını düşünür; bir başkasına karşı “ahlaki öfke” hissettiğinde, o kişinin, “ahlaki öfke” hissedebilmeye neden olan kişi adına tepkici bir tutum sergilediği üçüncü bir tarafa karşı haksızlık yaptığını düşünür; suçluluk hissettiğindeyse, bir başkasına kendisinin haksızlık yaptığını düşünür. Buradan hareketle de Darwall’ın bakış açısına göre, bu duyguların herhangi birini hissedebilen kişi için, onun ahlaki yargı(lar)da bulunma yetisine sahip biri olduğunu söyleyebiliriz.

Sonuç olarak, ahlak yetisi edinmiş, Ryle’ın deyişiyle, doğru ve yanlış arasındaki farkı bilenlerin ahlakı umursamaması elbette düşünülemez ama ‘Ahlakın Dışındakiler: Psikopati ve Ahlaki Yetilerden Yoksunluk’ isimli bu kitap, hepimize, benim de üzerinde durmak istediğim yanlarıyla bu yazıda gösterdiğim gibi bazılarının neden ve nasıl ahlâkın dışında kaldıklarını gösteriyor. Hem felsefeye hem psikolojiye hem de felsefenin ve psikolojinin birlikteliğinde psikopatiye ilgisi olanların bana kalırsa hemen buluşmaları gerekiyor bu kitapla!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir